aaaaaaaa
Kaynarcalıların Buluşma Noktası
Kaynarcalıların Buluşma Noktası

KAYNARCA'NIN TARİHİ

YÖNETİM:

Kandıra ve Şeyhler yöresi Roma ve Bizans döneminde önemli bir yönetim yeriydi. Osmanlı Devleti zamanında Kandıra kazası ve Şeyhler, Üsküdar’a bağlı idi. Kandıra ve Şeyhler’in ilk tarihi bilgileri Üsküdar kadı sicilleri içinde geçmektedir. 17. yüzyılda Kaptanpaşa eyaletine bağlandı. 18. ve 19. yüzyılda Kocaeli sancağı bazen tek başına bir mirmiran veya bir vezirle yönetildi. Bazen Hüdavendigâr (Bursa) sancağı ile aynı vezir tarafından yönetildi.

Bu vezir Bursa’da oturur, Kocaeli’yi bir mütesellimle yönetirdi. Müstakil (bağımsız) sancak olduğu zaman çoğunlukla bir mirmiran idare eder ve İzmit’te otururdu. 1887’de Dahiliye Nezareti’ne (Osmanlı İçişleri Bakanlığı) bağlı müstakil (tek başına) İzmit Sancağı kuruldu. 1923’e kadar sürdü. 1923’te Kocaeli Vilayeti’ne bağlı bir nahiye olan Şeyhler, 1959’da “Kaynarca” adıyla kaza olurken, 1966’dan itibaren Sakarya ilinin bir ilçesi olarak faaliyetini sürdürmektedir.

Osmanlıda 19. yüzyılda Tanzimat meclisleri, muhtarlıklar, belediye teşkilatı, nahiye müdürlüğü kuruldu. Kandıra’da olduğu gibi, Şeyhler’de de yerel yönetim açısından önemli bir kurulun, köylerin dağınık olarak bulunması ve birkaç birbirine uzak köylerin bir “divan” etrafında birleştirilerek yönetilmesidir. Divanlar, her halde ilk Osmanlı fethinden itibaren başlamıştır. Az nüfuslu ve haneli, birbirinden uzak küçük oturum yerlerinin bulunması, dağınık yerleşim, tarıma elverişli yerler bulma, eşkıya baskısından daha güvenli yerlere çıkma, otlak bulma vs. gibi nedenlerle bu divanlar kurulmuştur. Kır iskânında sıklıkla rastlanan bir durumdur. Divanı bir “köyaltı” yerleşim birimi olarak düşünen yazarlar vardır.

Bozkır sistemine alışık Türkmen obaları Anadolu’ya gelince, kendi sosyo-ekonomik yapısını buraya taşıdılar. Eski Türk toplumunun cemaat, oymak, oba, soy, sop gibi sosyal, kültürel, ekonomik yapılarının ortaya çıkardığı bir idari ünite olarak divanları görmek olasıdır. Özellikle Kandıra ve Kaynarca bölgelerinde hafif dalgalı tepeler ve geniş vadiler, yumuşak bir topografya üzerinde uzanmaktadır.

Bölgede en eski köyler, Osmanlının ilk fethinden sonra kurulmuş köylerdir. Arazi rejimine göre, ilk Osmanlı Beyleri tarafından gaza erlerine timar, zeamet, has olarak tevcih olunmuştur. Osmanlı Tapu, Maliye, Evkaf kayıtları bunu kanıtlamaktadır. Divanlar, karyeler ve onluklar bu döneme ait izlerdir. Gaziler, Şeyh Timarı, Zeamet (Ziyamet), Kaymas divanı, Kayalar divanı, Taşoluk divanı gibi...

II. Meşrutiyet döneminde Kandıra-Kaynarca divanlarını bir araya toplama girişimi olumlu sonuç vermemiştir. Şurâ-yı Devlet’in görüşü, mevcut durumun korunması, uzak köyler arasına muhacir köyleri kurulması yönündedir.

Yol, okul, güvenlik, sağlık hizmetleri, eşkiyalık olaylarına karşı koruma için böyle bir girişim olmuştur.

ARŞİV BELGELERİNDE ŞEYHLER KAZASI

1807 yılında Adapazarı, Hendek, Kaymas, Âb-ı Safî (Karapürçek), Taşköprü, Kandıra, Genceli, Sarıçayır, Ağaçlu, Şeyhler kazaları Tahta Serdarlığı ve Yeniçeri Zabitliği Turnacıbaşıya verilmişti.

1909 tarihli bir başka belgede ise, Adapazarı, Sabanca, Kaymas, Kandıra, Genceli, Şeyhler, Ağaçlı, Beşdivan, Sarıçayır, Âb-ı Safî, Akyazı, Hendek, Geyve, Akhisar (Pamukova) yöreleri ormanlarından Donanmayı Hümâyûn ve diğer gemiler gereksinimi için kereste kesilmesi ve gönderilmesi hakkındaydı.

Şeyhler kazası hanedanından Rikab-ı Hümâyûn Kapıcıbaşısı Emin Ağaya yardım olunması, Şeyhler Köylü Kurdoğlu İsmail Ağanın rencide edilmemesi, Şeyhler Nahiyesi mültezimlerinden Edib ve Ziya Beylerin ahaliye zulm yaptıkları yolundaki şikayetlerin incelenmesi, Şeyhler Nahiyesine iskân edilmiş Abaza ve Çerkes muhacirlerin durumu, öşür meselesinde adı geçen Derviş Osman’ın çıkardığı fesadın tahkik (araştırma) edilmesi, Şeyhler Nahiyesi müdürlerinden; Şakir Efendi, Nazmi Efendi (istifası), Hüsnü Efendi, Adil Efendi, Mehmet Emin Efendi gibi yöneticiler hakkında bazı bilgiler, Rıza Beyzâde Rıfat Beyin (Edib Paşa soyundan) uygun bir kaza müdürlüğünde istihdamı (görevlendirilmesi), eşkiyalık yapan Halil ve taraftarlarının şekavetlerinin (isyan-zararlarının) önlenmesi, Şeyhler kazası nâibi Halil Efendi, ahaliye zulm eden kaza müdürü Emin Ağanın azliyle, yerine Rıza Beyin tayini, Şeyhler kazası müdürü Mehmet Emin Efendinin İzmit’te uğradığı baskılara binaen (bağlı olarak) istifaya mecbur kaldığı, mültezimlerin (vergi toplama memuru) aşar (ziraat) vergisi toplamaktaki müşkilleri (zorlukları), askerlik işleri, çekirge salgınları, salgın hastalıklar, telgraf ve posta işleri, ehliyetsiz memurların değiştirilmesi, İzmit’in Ağaçlı, Taşköprü, Kandıra, Geyve, Karamürsel, Şeyhler, Kartal kazalarının müdürlerinin liyakatsizlikleri dolayısıyla azl edilerek yeni müdürlerin tayini gibi 19. yüzyıl ortaları ve ikinci yarısına ait bir çok arşiv belgeleri bulunmaktadır. Yerli Rum ve Ermeni çetelerin, 20. yüzyıl başlarında çete faaliyetlerine ve Müslümanlarla çatışmalarına rastlanmıştır. 1921 yılında bölgeyi Yunan işgali sırasında epey çatışmalar yaşanmış, Yunanlılar Şeyhlerden çekilirken bazı Türkleri öldürmüşler ve nahiye merkezindeki gerekse bir çok köydeki evleri yakmışlardır.

Şeyhler kazası, orman, tarım ve hayvan ürünleri ve özellikle keten ekimi ve kumaş dokumacılığı ile Kocaeli sancağının önemli bir kazası idi. Özgün Türkmen (Manav) ve Yörük kültürü hakimdi. Şeyhlerin malları Adapazarı üzerinden İstanbul’a ve başka yerlere satılıyordu.

*: Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Çetin’in Kaynarca Kaymakamlığı’na “Kaynarca Kitabı” için hazırladığı metinden kısaltılarak alınmıştır.
<< 2 / 2 >>
Önceki Sayfa