KAYNARCA'NIN TARİHİ

Kaynarca bölgesi, 1954 yılında Sakarya ilinin kuruluşuna kadar, Kocaeli vilâyeti içinde ve Kandıra kazasına bağlı olarak yönetilmiştir. Dolayısıyla Kandıra tarihi ile yakın bir ilişkisi vardır.

Tıpkı Kandıra gibi, Kaynarca da tarihinde Bitinyalılar, Romalılar, Bizanslılar gibi ilkçağ ve ortaçağda Anadolu’da kurulmuş uygarlıkların yönetiminde kalmıştır. Adı geçen uygarlıklardan kalan heykel, sikke, mezar, su yolu, yol, kale vb. gibi kalıntılar Kaynarca bölgesinde de bulunmaktadır. Özellikle toprak altında kalmış ve bir vesile ile gün yüzüne çıkarılmış eserler, bu bölgenin tarihsel zenginliğini göstermektedir. Taş ve mermer kalıntılar, lahitler, çeşitli dönemlere ait para ve sikkeler bu bölgede yaşamış eski uygarlıkların medeni ve kültürel boyutlarının genişliğini göstermektedir.

Kaynarca bölgesinde Osmanlı yönetimi, Orhan Gazi döneminde, bu bölgelerin fâtihi olan Akçakoca’nın fetihleri sonucu kurulmuştur.

Şeyh Muslihiddin Camii
Fotoğraf: Hüsnü GÜRSEL

 

Akçakoca ve gazileri, Kandıra, Kaynarca yöresini fethederek bu bölgelere bir çok gaziler ve ahiler yerleştirdiler. Buralara iskân olunan Türkmen obaları ve alperenler değişik köyler kurarak, bölgeyi Türkleştirdiler ve Müslümanlaştırdılar. Yerli Rumlarla iyi komşuluk ilişkileri içinde bulundular.

Orhan Gazi buradaki bazı toprakları gazilere ve savaşlarda başarı kazananlara timar ve zeamet olarak verdiler. Bunların adları ve ne kadarlık gelirlik timara ve zeamete sahip oldukları Kocaeli Livası TapuTahrir Defterlerinde (Defter-i Hakanîler) kayıtlıdır.

Ayrıca dini amaçlarla buralara gelen, tekke ve zaviyeler kurarak, yeni köyler kurulmasına vesile olan, gayr-ı Müslimleri Türklere ve Müslümanlara ısındıran, yardımsever, hayır ve hasenat sahibi dervişlerin, tıpkı birer “kolonizatör” tipi olarak, bölgeyi şenlendirmeleri, toprağın işlenmesine ve gelirin artmasına sebep olmaları sonucu, bağlı toprakların kendilerine ilk Osmanlı Beyleri tarafından vakıf olarak verilmesiyle, bazı tekke ve zaviyelerin kurulması ile sonuçlanmıştır.

Kaynarca bölgesinde günümüze kadar gelen bazı yer ve köy adlarında ilk/kuruluş dönemi dervişlerin ve timar/zeamet sahiplerinin adlarını çağrıştıran isimlere rastlıyoruz. Kandıra gibi Kaynarca bölgesinin de, fetih döneminden itibaren yüzyıllarca hiçbir yabancı istilası görmeden, sadece Türkmen / Manav kültürü ve İslâmiyet çerçevesinde, tarım ve hayvancılık faaliyetleri ile meşgul olarak, gelişmiş bir özgün yerli kültürünü ve geleneklerini özü ve şekli bozulmadan 20. yüzyıl başlarına kadar rahatça taşıyabilmiştir. Bu itibarla, Kaynarca ilçesi ve köyleri, özgün kültürlerini, gelenek ve göreneklerini, adetlerini, ananelerini, düğünlerini Osmanlı döneminde altı yüzyıl geliştirerek yaşamış ve günümüze kadar taşıyabilmiştir. Ancak, çoğu yazılı hale gelmeyen bu gelenek ve görenekler Türkmen/Manav kültürü olarak, kuşaktan kuşağa aktarılarak, bazıları hâlâ yaşamaktadır.

Kaynarca’da Gayr-ı Müslim cemaatler olarak Rumlar ve Ermeniler mevcuttu. 1921’de Rumların ve Ermenilerin varlığı bu bölgede sona ermiştir.

İlk Osmanlı Beyleri zamanında, özellikle Orhan Gazi ve I. Murad zamanlarında Kandıra, Kaynarca, Kaymas önemli yerleşim yerleri idiler.

KAYNAKLAR

Kaynarca’nın özellikle Osmanlı dönemine ait yüzyılları şimdiye kadar yazılmamıştır. Bunu başarmak zor ve uzun bir araştırmayı gerektirmektedir. Şimdiye kadar bu işe el atan olmamıştır. En önemli kaynakların arasında Osmanlı, Bizans, Venedik kronikleri, Osmanlı Arşiv kaynakları yer almaktadır. 16. yüzyıl için Kocaeli Livası Tapu-Tahrir Defterleri, 19. yüzyıl için Temettuat Defterleri (1844-45 tarihli), şer’iyye sicilleri, cizye, avârız defterleri, çeşitli belgeler, padişahların hatt-ı hümâyûnları ve irâde-i seniyyeleri, vakıf defterleri ve belgeleri, kitabeleri, mezartaşı kitabeleri vb. gelmektedir.

Halkın ve köylülerin anlattıkları, içinde az veya çok tarihi gerçekler bulunan masallar, hikayeler, rivayetler, yaşanmış ve görülmüş olayların öyküleri vb. gibi... Bu kaynak cinsleri daha uzatılabilir.

KAYNARCA’NIN ADI

Kaynarca’nın adı Türkçe “kaynamak” fiilinden türemiş olup, kaynayan, kaynamış, kaynayan yer anlamına gelir. Oflak ve Baba dağları arasında, Kandıra-Adapazarı yolu üzerinde kurulmuştur. Kandıra’ya 15, Adapazarı’na 35 kilometre uzaklıktadır. 01 Nisan 1959’da “Kaynarca” adıyla Kocaeli iline bağlı olarak ilçe olmuş, 1966 yılında ise Sakarya iline bağlanmıştır. “Kaynarca” adı ilçe olurken cumhuriyet döneminde verilmiş bir addır. Bu ismin verilmesinde ilçenin hemen doğusunda yer alan eski yerleşimler Büyük Kaynarca” ve “Küçük Kaynarca” köylerinin de etkisi olabilir. Osmanlılar döneminde Kaynarca’nın adı “Şeyhler” olarak geçmektedir. Osmanlı tarihî belgelerinde “Kandıra Kazasına tâbi Şeyhler Nâhiyesi” şeklinde sıkça geçmektedir. Belgelerde “Şeyhler, Şeyhlü, Şıhlar” şeklinde yazıldığı da görülmektedir. Ayrıca “Hocaköy” adı da geçmektedir. İlk Osmanlı fetih dönemlerinde adından sıkça söz edilen bir yerdi.

*: Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Çetin’in Kaynarca Kaymakamlığı’na “Kaynarca Kitabı” için hazırladığı metinden kısaltılarak alınmıştır.
<< 1 / 2 >>
Sonraki Sayfa
Kaynarcalıların Buluşma Noktası
Kaynarcalıların Buluşma Noktası
Kaynarca Hakkında Herşey
a
Goca Gaynarcalılar Mail Grubu
a
Fotoğraf Galerisi
a
Geçmiş Zaman Olurki
a
Fotoğraflarla o güzel yılara yolculuk. Siz de paylaşın yayınlayalım.
Duyurular
aaa
Sitemizle ilgili görüş ve önerilerinizi ziyaretçi defterimize yazabilirsiniz
Sakarya Faydalı Linkler
a Sakarya Valiliği
a Adapazarı Büyükşehir Belediyesi
 a Sakarya Üniversitesi
a Sakarya Emniyet Müdürlüğü
a Sakarya İl Jandarma Komutanlığı
a Adapazarı Ticaret ve Sanayi Odası