Resul GÜZALALP

15.12.2007

Eğitim milli mi?

İnsan, yaratılışı gereği eğitilmeye en müsait canlı. Öğrenmeye en çok can atan varlık. Ama maalesef ülkemizde sanırım daha önemli işler olduğundan olsa gerek yeterince önem verilmiyor. Oysa bir milletin en önemli yatırımı eğitime, insanlarını eğitmeye olmalı. Kalkınmanın ve ayakta durmanın da başka yolu yok. Bilinen ve klasik  tabirle “eğitim şart.” Biliyoruz ki bir ülkenin, bir toplumun kurtuluşu ancak eğitimle olur. Ama sağlıklı ve gerçekten milli bir eğitim sistemiyle.

Ülkemizin malumunuz iki bakanlığı var başında “milli” sözcüğü olan. Biride Milli Eğitim Bakanlığı. Ama gerçekten bu sıfata uygun çalışıyor mu, tartışılır. Bazıları “eğitim evrenseldir, milli olamaz” diyerek evrensellik türküleri yakacaklardır. Fakat gerçek olan, eğitimin içerik, muhteva, müfredat - ne derseniz deyin - itibarıyla milli olmalıdır, milli olmak zorundadır. Çünkü eğitim, uygulanacağı ülkenin hedeflerine, ülküsüne, ihtiyaçlarına göre şekillenir, şekillenmelidir. Hatta o  ülkenin dostlarına, düşmanlarına, coğrafi konumuna ve stratejik özelliklerine, toplumun maddi ve manevi değer yargılarına, örflerine, adetlerine, geleneklerine göre düzenlenir, düzenlenmelidir. Biz Atatürk ile birlikte milli bir eğitim sistemini yakaladık. Ama ne olduysa O’ndan sonra oldu. Her geçen gün millilik vasfını kaybeden eğitim sistemimiz bugün iflasın eşiğinde.

Emniyet teşkilatımızın yaptığı bir araştırmanın sonuçlarını paylaşmak istiyorum sizlerle. Araştırmaya göre, bu devlete, askerine, polisine, temel taşlarına kurşun sıkan teröristlerin % 1’i diplomasız, % 19’u ilkokul, % 53’ü orta öğretim kurumu, ve % 27’si üniversite mezunu. Dikkatimizi çeken, eğitim düzeyi yükseldikçe sayıda artıyor. Yani bu sözde milli eğitim sistemiyle yetişen gençler yarın devletine karşı geliyor. İstanbul’un göbeğinde barikat kurup, devlete kafa tutuyor, polise saldırıyor.

Sadece bu da değil. Sigara içme yaşı ilköğretim üçüncü sınıfa, alkol kullanma yaşı altıncı sınıfa kadar düşmüş. Artık bir okul, bir hapishane kapatmıyor. Çocuklarımız taraftarı oldukları takım yüzünden birbirleriyle kavga ediyor. Okulda verdiğiniz eğitimle, evde aldığı eğitim çatışıyor. Çocuklarımız tarihine, kültürüne, geleneklerine bırakın ilgi duymayı, başka kültürlerin oyuncağı haline geliyor, getiriliyor.

Milli eğitimimiz Türklük gurur ve şuurunu veremediği gibi, çocuklarımıza dinini de öğretemiyor. Sonra birileri bu boşluğu doldurmak için meşru olmayan yollarla kafaları bulandırıyor.

Oysa Atatürk, rotamızı ne güzel çizmiş. Tabi biz O’nu da çocuklarımıza gerçek anlamda anlatamadık ki…Maarifin gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha ziyade memlekete ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılapçı, müspet, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst muhakemeli, iradeli, hayatta tesadüf edeceği engelleri yenmeye kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun içinde öğretim programları ona göre düzenlenmelidir.”

Ülkemizde şu an örgün eğitim kurumlarımızda ondört milyon öğrenci eğitim görüyor. Bırakın yarısını, bir milyonuna nitelikli eğitim verebilsek bu ülkenin önünü kimse kesemez.  

Yeni müfredat diye ilköğretim öğrencilerinin önüne bir program konuldu. İki yıldır bu müfredatla çocuklarımıza öğretim yaptırıyoruz. Eğitim diyemiyorum. Çünkü programda yeri yok. Yeniliklere karşı olduğum sanılmasın. Ama bu yenilik değil. En acısı milli değil. Zaten müfredatın nasıl olması gerektiği yukarıdaki anlatımlarımdan çıkarılabilir.

Peki eğitimin milli olması sorunu çözer mi?

Elbette hayır. En modern silahlara bile sahip olsanız, kullanacak personeliniz yoksa kaybedersiniz. Eğitimde personel öğretmendir. Öğretmen toplumun aynasıdır, meydan saatidir. Herkes davranışlarını ona bakarak düzenler. O halde işe, iyi yetişmiş, nitelikli, işini seven ve bilen, inançlı, fedakar, en önemlisi bu coğrafya ve insanları için fedakarlıktan çekinmeyen insanlarla başlamalısınız. Yani yaptığınız milli eğitim politikasına uygun öğretmenler seçmelisiniz. Tutturmuşuz bir sınav. Kazanan buyursun sınıfa. Fabrikanıza işçi almıyorsunuz ki, herkesin eşit olduğu bir sınav yapasınız. İnsan yetiştirme görevi olan kişinin bir takım meziyetleri olması gerekmez mi? İşi ehline vermek değil midir esas olan?

Fakat her şeye rağmen umutsuzluğa kapılmak doğru olmaz. Bu ülkede güzel düşünen insanların da var olduğunu biliyoruz.

Yorumlar

4 yorum yazilmis (Yorum Ekle)

vAJ5CV <a href="http://yxvxnqsvushr.com/">yxvxnqsvushr</a>, ugkfmubniapm, [link=http://bwqmexxirgmd.com/]bwqmexxirgmd[/link], http://cfxvfxubzsor.com/

Yazan: jmhlgruuvt on Thursday, 04.7.11 @ 04:26am | #437425

resul hocamız çok haklı şuadnki milli eğitim bakanımız kpss yerine andımızı kaldırmakta ve
başka şaçma sapan bi temeli olmayan dilli yöre ağızını ana dil yapma çabasındadırlar

Yazan: ömer on Thursday, 01.14.10 @ 23:49pm | #160140

Eğitimin milli olması tek uluslu devletlerde önemlidir,fakat milli eğitim bizim ülkemizde uygulanamazmış gibi geliyor bana. Yani anlatmak istediğim 73 milletten insanın olduğu bir ülkede tam anlamıyla milli bir eğitimin uygulanması yanlış olur. Milli eğitimden kastınız ülkesini seven, ülkesi yararına çalışan insanlar yetiştirmekse tamam, ama eğer kastınız türklüğü benimsemiş, tamamen kendisini türk olarak görüp türk milleti için çabalayan insanlar yetiştirmekse o zaman biz bu çok milletli ülkede büyük sorunlar yaşarız,ki bunu ülkenin doğusunda yakın zamana kadar yaşıyorduk. bununla alakalı bir arkadaşımın başından geçen olaylar şöyle: Arkadaş Urfa'da yaşamaktadır ve kürttür. İlkokulda andımızı okurken bir gurup arkadaşıyla beraber herkes ne mutlu türküm diyene derken bunlar ne mutlu kürdüm diyene demektedir. Bu yüzden öğretmenlerinden okkalı bir dayak yerler. Ve yine aynı arkadaş ilkokula başladığında Türkçe bilmemektedir ve dersleri mecburen Türkçe alır.Bu örnekte de görüldüğü gibi milli eğitimin bu ülkede terörist yetiştirme potansiyelinin de olabileceği düşünülmelidir. Bu arkadaş Allah'tan öyle yanlış bir şey yapmadı fakat yapanların bir sebebinin de bu olduğu aşikar. Dolayısıyla artık milli eğitime yeni bir tanım getirilmesi gerektiği düşüncesindeyim.

Yazan: nadir hoşyiğit on Monday, 12.7.09 @ 12:05pm | #149803

Resul abimize yazısını bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz.Yeni yazılarınızı bekliyoruz inşallah.

Yazan: Hakan Duran on Saturday, 09.13.08 @ 02:35am | #8

Yorum Ekle

Isim:

Email:

Web Sayfasi:

Yorum:


 

Not: Email adresiniz sayfada goruntulenmeyecektir.

HTML kod kullanimina izin verilmez.

Diğer Yazıları:

Sevgili Atam (21.11.2007)
Herşey canlı hatırlanmak ister (16.10.2007)
aaaaaaaa
Kaynarcalıların Buluşma Noktası
Kaynarcalıların Buluşma Noktası