Resul GÜZALALP

21.11.2007

Sevgili Atam

Geçen hafta Atatürk Haftası’ydı.
Her yıl olduğu gibi.
Ve yine her yıl olduğu gibi “Türk’ün öz evladı” rutin, alışılmış anma törenleriyle sözde anıldı, bağlılık yeminleri edildi.
Ama bir şeyler hep yanlış veya eksik kalıyor ki, yetişen yeni nesil, ne ondaki cesareti, ne ondaki millet sevgisini gösteremiyor.
Hep bir takım ülke sorunlarıyla uğraşıp duruyoruz.
Bunları düşünürken tam bir yazı elime geçti.
Sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yazıyı okuduktan sonra lütfen bir düşünün ve bir muhasebe yapın.
Dört savaş uçağı ile kazanılan bu ülke 85 yıldır niye olduğu yerde eşinir durur?
Ve sorun kendinize bizde ne eksik?

(aşağıdaki yazı alıntıdır)
“Sevgili Atam;
Sana bu hitabeyi 33 yaşına girmiş, gelecek güzel günlerden çoktan umut kesmiş, temel eğitimini tamamlamış,
Ve ancak şimdilerde seni tanıyabilmeye başlayan,
Türk istikbalinin evlatlarından biri olarak yazıyorum.
Seni ilk gördüğüm günü dün gibi hatırlarım.
İlkokul birdim.
Miniciktim.
Elimde beslenme çantam,önlüğümün cebinde annemin sevgisi, sınıfımda bilim öğrenecektim.
Karatahtanın dört parmak üzerine ortalanmış çerçevenin içinden bana bakıyordun.
Bakışların keskindi.
ABC'den sonra ilk öğrendiğimdin;
Mustafa Kemal'din.
Çocuktum...
Bana, bize, tüm dünya çocuklarına bayram armağan etmiştin.
Armağanını, uygun adım sol-sağ-sol Sol-sağ-sol Kutladık...
Kaçımızın ayağı su toplamıştı, kaçımız bayılmıştık...
Biz bayramlarda ağlayan çocuklardık.
(Ne zaman salıncakta sallanan fotoğrafını görsem, geçen 23Nisan'lara yanarım.)

Ortaokul ve lisede hep seni anlattılar bana...
Dünyaya ancak yüz yılda bir gelen dahiydin...
Şahin bakışların vardı, hürriyete aşıktın...
En azılı düşmanlarına karşı bile merhametliydin,
Ama savaş meydanlarında karşında kimse duramazdı.
Aslandın, kaplandın, kartaldın, panterdin...
Özgür geleceklere açılan pencereydin.
Sözün özü benim sevgili atam;
Kodumu oturtan milli eğiticiler böyle anlatmışlardı.
Beni milli bir şekilde eğitenler,
Failatün, failatün, failatün, failün ölçü sistemini,
Niagara Şelalesi'nin yükseklik ve debisini,
Yes, it is a pencil demesini,
Deli İbrahim'in küpesini;
Bir bir kafama yerleştirdiler de;
Bana senin insan yönünü anlatmadılar.
Kim bilir kaç geceler,
Savaş meydanlarında cesetlere bakıp, için için ağladığını,
Özlemlerini,
Hasretlerini,
Geleceği kazanmaya dair fikirlerini anlatmadılar.
Bana, bize, tüm dünya gençlerine bayram armağan etmiştin.
Armağanını, uygun adım
sol-sağ-sol sol-sağ-sol Kutladık...
Kaçımızın ayağı su toplamıştı.
Kaçımız kıçına yediği sopa yüzünden altına işedi.
Biz bayramlarda bunalan gençlerdik.
( Ne zaman baloda smokinli fotoğrafını görsem, 19 Mayıs'lara yanarım.)
Bir yandan;
sokak başlarına heykellerini diktik,
Dağa-taşa siluetlerini çizdik,
Her kitaba, her yazıya
Mutlaka senden alıntılar yerleştirdik.
Bir yandan;
Her işin kolayına kaçtık,
Ticarette kazık attık,
Üretim yerine kopyaladık,
Bilim adamlarını sindirdik,
Aydınları yargıladık,
Yoktan yere nice vatan hainleri ürettik,
Çoktan yere nice amaçsız gençler yetiştirdik.
Zeki, çevik ve aynı zamanda düzenciydik.
Eğitimi siyasete kurban verdik,
Ekonomiyi siyasete kurban verdik,
Aydınlık olması gereken gelecekleri siyasete kurban verdik.
Varlığımız siyasi emellere armağan oldu...
Benim biricik Atam;
Biz Demokles'in kılıcını sapından değil
Keskin yanından tutmayı marifet bildik.
Senin ruhunu gıdım gıdım içtik,
Tükettik...Tükettik...Tükettik...
Dedemden babama, babamdan bana
Politikacı tabiriyle "enkaz devralmış" bulunmaktayız.
Bu gidişle biz, çocuklarımıza devredecek
Enkaz bile bulamayacağız...
Türk'tük, doğruyduk, çalışkanlığımız şüpheli;
Birinci vazifemiz; Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyeti'ni İlelebet muhafaza ve müdafaa etmek,
Ülkümüz;
Yükselmek, ileri gitmekti...
Uzun bir yoldu...
Yorucu ve yıpratıcıydı...
Adidas'larımız eskidi, McDonalds'ta mola verdik.
Belki de "Bir Türk dünyaya bedeldir" deyişini
Biz "Her Türk dünyaya bedeldir" anladığımız için emanetini,
Bir milyon beş yüz seksen bin kat küçültmeyi becerdik...
Verdiğin en önemli görev: Bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifem Türk istiklalini ve cumhuriyetini
İlelebet muhafaza ve müdafaa etmektir, bilirim.
Muhtaç olduğum kudretin,
Sana güvenimde mevcut olduğunu belirtir, ellerinden hasretle öperim...

Diğer Yazıları:

Herşey canlı hatırlanmak ister (16.10.2007)
aaaaaaaa
Kaynarcalıların Buluşma Noktası
Kaynarcalıların Buluşma Noktası
Kaynarca Hakkında Herşey
a
Goca Gaynarcalılar Mail Grubu
a
Fotoğraf Galerisi
a
Geçmiş Zaman Olurki
a
Fotoğraflarla o güzel yılara yolculuk. Siz de paylaşın yayınlayalım.
Duyurular
aaa
Sitemizle ilgili görüş ve önerilerinizi ziyaretçi defterimize yazabilirsiniz
Sakarya Faydalı Linkler
a Sakarya Valiliği
a Adapazarı Büyükşehir Belediyesi
 a Sakarya Üniversitesi
a Sakarya Emniyet Müdürlüğü
a Sakarya İl Jandarma Komutanlığı
a Adapazarı Ticaret ve Sanayi Odası