|
Bırakın gündelik
dertleri, kederleri, sevinçleri vakit hüzünlenmek vaktidir. Sizleri bir
tarihin nasıl yok olup gittiğini görmeye, yakınlardan gelen bu hüzünlü
sese kulak vermeye davet ediyorum. Buyurun, gönül dünyamızda,
Sakarya’mıza 35 km uzaklıkta bulunan Kaynarca ilçesine kısa bir
yolculuğa..
Kaynarca yollarındayız ama piknik yapmaya, eğlenmeye değil ağlamaya
gidiyoruz, neşeli dakikalar geçirmeye değil hüzünlenmeye gidiyoruz.
Dimdik ayakta duran yapılar değil, yıkılmış sahipsiz harabeleri görmeye
gidiyoruz. Sahip çıkmadığımız, sırtımızı döndüğümüz ata yadigarını
görmeye gidiyoruz. Görüp derin bir ah çekmeye, kasvetli anlar yasamaya
gidiyoruz!
Yazıma böyle başlamak istemezdim fakat Kaynarca’nın Büyük Kaynarca
köyündeki 520 yıllık tarihi Şeyh Muslihiddin camiinin halini görünce
ister istemez ağlama ve sızlamalarla söze başlıyor insan. Az da olsa
tarihi eserlere karşı ilginiz varsa, yapılan ayıp karşısında eminim
sizler de en az benim kadar kederli düşüncelere dalacaksınız.
|
 |
 |
Şeyh Muslihiddin
Camiinin korunmasıyla ilgili İstanbul Anıtlar Yüksek Kurulunun kararı
var fakat ne yazık ki hepimizin de bildiği gibi bu ülkede alınan
kararlar uygulanmak için değildir. 520 yılın bütün fiziksel zorluklarını
omuzlarında taşımış olan bu camii artık dayanamamış ve omuzlarını
indirmiş, başını öne eğmiş durumda. Türkiye’nin en eski ahşap
camilerinden biri olan ecdat yadigarı bu camii ne yazık ki kaderine terk
edilmiş durumda.
17 Ağustos depremindeki hasar da dahil olmak üzere Şeyh Muslihiddin
Camii, günümüze kadar çeşitli badireleri atlattı ama artık şu haliyle
sona yaklaşmış görünüyor. Son olarak çatısı da çöken camii soğuk kış
şartları nedeniyle tamamen çürümeye terk edilmiş halde.
Sultan II.Beyazıt döneminde yapılmış olan Şeyh Muslihiddin Camii ile
ilgili çeşitli dönemlerde verilen sözlere hep şahit olduk, basından
takip ettik. Ama kim niyet ettiyse, ya da niyet etmiş gibi göründüyse
caminin eriyip yok olmasını durduramadı. Kamuoyu olarak sesimizin cılız
çıkmasının da bunda çok büyük etkisi oldu fakat yine de devletimizin bu
yok olmakta olan tarihi mekana sahip çıkacağını umuyor, ümit ediyoruz.
Tarihi ile bağlarını kopartmış bir memleketi ve halkını her platformda
mağlup etmek diğer devletler için hiçbir zaman zor olmamıştır. Bir
devletin bir yöredeki hakimiyetine son vermenin ve ondan kalan tüm
izleri yok etmenin yolu o devletin imar ettiği tüm tarihi doku ve sanat
eserlerini ortadan kaldırmaktır. Osmanlı’nın yıkılışı sonrası özellikle
Balkan devletlerindeki tarihi eserlerin de başına gelen budur. Hemen
yanı başımızda duran ve 520 yıllık bir döneme şahitlik etmiş olan Şeyh
Muslihiddin Camiinin yok olmaya terk edilmiş olması gerçekten yürek
parçalayıcı bir durumdur. İlgisizlikten harabe haline gelmiş olan Şeyh
Muslihiddin Camii, Mostar Köprüsü ile aynı kaderi paylaşmış olsaydı
Sırpları suçlayabilir, Sırp mezalimi diyebilirdik, peki biz, bize ne
diyeceğiz!
*Fotoğraflar
Medyabar web sitesinden alıntıdır.
Diğer Yazıları:
Çalışanların bir makine kadar da mı kıymeti yok? |