|
|
Kaynarca yöresi yerel sözlüğü araştırmamız 3 bölümden oluşmaktadır: Afaganni omak, (saldırganlığı üzerinde olmak), Aynını vemek (mektubun cevabını vermek), Büzelek (içten pazarlıklı), Cobuz (küçükçe çukur), Çavale (hesapsız davranan), Döpdelen (düşüncesizce konuşan), Evecik (aceleci), Fıskıl (sivilce), Gıvırma (kabak tatlısı), Hapırdak (acele iş gören), İngazcıktan (özellikle), Kıntir (cimri), Löngür (iri-yarı kişi), Mahrama (havlu), Namazla (seccade), Pettele (düzgün yürüyemeyen), Sasık (soluk benizli), Şeplek (erikten yapılan yapışkan), Töngel (muşmula), Üstgıy (başköşe), Vırışgırış (karışık kuruşuk), Yançık (bezden dikilme çanta), Zivlom (ince uzun boylu) türünde sadece yörede kullanılan kelimeleri derlemeye çalıştık. 2-Anonim olduğu halde Kaynarca yöresinde farklı anlamlarda kullanılan kelimeler Battal (büyük, bol, geniş anlamı yerine yörede verimsiz dikenli çorak arazi anlamında), Gavga (dövüşü de içerdiği halde yörede sadece ağız dalaşı anlamında), Ganat (kuşlar ve uçaklarda, uçmayı sağlayan aygıt olduğu halde yörede tuvalet-wc anlamında), Godoş (Ailesini satan anlamı olduğu halde yörede kibirli, kendini beğenerek yürüyen kişi anlamında), Kursaksız (kuşlarda miğde anlamında olduğu halde yörede düşüncesiz kişi anlamında), Halat (dayanıklı ip anlamında olduğu halde yörede römork anlamında), İpsiz (ipi olmayan anlamında olduğu halde hayırsız anlamında), Kasaya naktar uydurmak (Gizlice kasaya hırsızın anahtar uydurması anlamında olduğu halde, devlet dairesinden maaş almayı hak etmek anlamında), Motor (Araçları çalıştıran aygıt olduğu halde sadece traktör anlamında), Nörmel (normal anlamı yerine yörede anormal anlamında), Özlü (bir şeyin özüyle beraber anlamı yerine, yörede nazlı, kaprisli anlamında), Perili (perilerin bulunduğu yer anlamı yerine, yörede asabi, sinirli anlamında), Silkelemek (bir şeyi sarsmak anlamında olduğu halde, yörede para harcatmak, masrafa sokmak anlamında), Telefon çekmek (PTT’den hat çekmek anlamında olduğu halde, yörede telefonla konuşmak anlamında), Uzun ot otlamak (hayvanların uzun otları yemesi anlamı yerine, yörede bayanların eşlerini aldatmaları anlamında), Vakitlice (zamanında anlamı yerine, yörede zengince kişi anlamında,) Yıkık dimen-değirmen (yıkılmış değirmen anlamı yerine, yörede çok uzun süre misafirlikte kalan kişi anlamında), Zindan gibi (hapishane gibi yerine yörede, çok esmer kişi anlamında) gibi anonim anlamlarının dışında farklı anlamda kullanılan kelimeleri derlemeye çalıştık. 3-Anonim kelimelerin Kaynarca ağzında farklı söyleniş biçimleri Amet (Ahmet), Başlamak (bağışlamak), Bihamna (bir hamle), Caboğlu (gabioğlu), Dimem (değirmen), Ektiyar (ihtiyar), Fendire (üvendire), Gaplamca (kaplumbağa), Hurun (fırın), İnhere (en küçük), Küte (köfte), Löbet (nöbet), Mertmen (merdiven), Naştaba (maşrapa), Örske (rüzgar), Püsküt (bisküvi), Suvan-Samsak (soğan-sarımsak), Tafaf (tuhaf), Ulan (oğlan), Vade gemiş (vadesi dolmuş), Yuka (yufka), Zenzele (zelzele) gibi yöre ağzında şekil değiştiren anonim kelimeleri derlemeye çalıştık. |
| << A-B-C-Ç-D-E-F-G-H-I-İ-K-L-M-N-O-Ö-P-R-S-Ş-T-U-Ü-V-Y-Z >> |
|
Acızlık getirmek : Yakınmak; sankı çocuklarından acızlık getiriyo Ada : Adapazarı Afaganni va : Kızgınlığı, saldırganlığı üzerinde Afartma : Abartma Ahret edinmek : Ekseri kızlarla kızlar, seyrek olarak erkeklerle kızlar arasında edinilme kardeşlik Ali evlendi Güllü gelin oldu : Sen artık o işi unut, vakti geçeli çok oldu anlamına Allah emri : Deprem, zelzele Alt gıy : Ocağın kapıdan tarafı, protokolde son taraf Aksate : Alış-veriş Aklantı : Tarla ortası veya kenarlarındaki küçük derecik Angılı : Şöhretli, iyi tanınan; Unna angılı sülaledir. Arkalık, yanı : Evin lavabo-wc tarafı Arkaşa : Sırtüstü Asiri nişan : Evlilik geleneği/Erkekle kızın beraber olduğu nişan Aşamlicekmiş mi : Yatıya kalacakmış mı? Aşıklık çekmek : Aşık olmanın sürmesi hali Avara : Çok hasta, durumu ağır Avla : Tarla / harman kenarındaki kazık/sırıktan avlu Avla dutmak : Kişinin avlu yapması işlemi Avıllık : Başlık parası Ayaklı : Gezgin, gezmeyi seven Ayakdaş : Yol arkadaşı Aynını vermek : Gelen mektuba cevabı vermek; mektibin aynını vedin mi? Ayran çorbası : Bir çorba türü Bagarı gırılmak : Birine kırılmak; dedini inkar edince bagarım kırıldı Baldudak : Tatlı dilli; bizim Amet biraz baldudakdır Barmaklı kilim : Kilim türü Başlamak : Bağışlamak; Gadir Dayı oluna 20 dönüm yer başlamış Battal : Verimsiz, hafif karaçayır, dikenli, çorak arazi Baykımak : Ürkmek Bazlamaç : Hamur işi yemek Bendetmek : Ele geçirmek, kendi üzerine geçirmek Beter güldüm : Çok güldüm Bektaş : Beştaş (oyun) Beserik : Solgun, soluk benizli Beşibillik : Beşibirlik (altın) Bezir yağı : Keten tohumundan elde edilen ağır bir yemelik yağ türü Bıdır bıdır bıdır : Alçak sesle durmadan karşılıklı konuşmak Bıldır : Bir önceki, geçen Bıldır sene : Bir önceki sene, geçen sene Bıngıldak : Çocuğun bir yaşına kadar başındaki yumuşak çıkıntı kısmı Bıyıl : Bu sene Bi hamna : Kısa süreli Bi örnek : Aynı model veya renkten olan Bostan : Sebze yetiştirilen bahçe Boyna boyna : Devamlı, sık sık, sıkça; mani mani de dendiği olur Boğurgan : Lüzumlu lüzumsuz bağırıp çağıran Böbellik : Biber, domates, patlıcan yetiştirilen bahçe Böç böç bakmak : Saf saf bakmak Bölce : Börülce Budara : Apış ara Buydey ekimleri : Ekim ayı(Zaman tarifi) Bükelek : Genellikle büyükbaş hayvanların yazın sıcaktan, Bazen insanların koşuşmaları; Baya bükelek duttuğunuz Büyük gına : Evlilik geleneği/Kına gecesi, Cumartesi akşamı Büzelek : İçten pazarlıklı Büzme börek : Yemek/tatlı Caboğlu : Gabioğlu (köy-divan adı) Canı cini omamak : Takattan düşmek; canım cinim yok Cevizli gabak : Yemek/tatlı türü Cıngan deline gitmek : Nefes borusuna bir şey kaçmak Cızcız tutmak : Büyükbaş hayvanların yazın sıcaktan koşuşmaları Cizleme : Yemek/Tavukla yenen bir hamur işi Cobuz : Hendekteki derince birikintisi, Garagoyun cobuza düştü Comburdamak : Sulu bir şeyin ses çıkartması hali Congalaz : Sırılsıklam ıslanmışlık hali, cöngelez de dendiği olur Corutmak : Çaresi ve boş bakmak; kel yavrusu gibi ne corudyosun? Cöngelez : Sırılsıklam ıslanmış olma hali, congalaz da dendiği olur Çakıldak : Çok ve gereksiz konuşan, geveze Çalık : Aldırık, boş, içi boş olma hali, nuhutla bu sene kuraktan çalık oldula Çalmak : Kız kaçırmak, kızı evlenmek amacıyla zorla götürmek Çamaşıra inmek : Pınar başında mevsimlik çamaşır yıkamak Çandı : Çivi kullanmadan geçme kalaslarla yapılan evin bir bölümü Çaşnak : Havlu asmak amacıyla duvara çakılan dayanak Çavale : Hesapsız, ulu orta davranan Çekel : Kazmanın küçüğü Çeki (Evlilik töreni) : Kınada kıza verilen hediye töreni; gelinin halasından bi bilezik Çemkirmek : Yarı kızgınlıkla karşısındakine hakaret etmek Çempildemek : Sıvı maddelerden araç giderken ses çıkma hali Çepel : Dövülen buğdayın içinde yulaf, fiy olması hali Çevre : Erkeklerin boyunlarına bağladıkları işlenmiş büyükçe mendil Çıbık : İnce sopalarla oynanan oyun Çıbıklı kilim : kilim türü Çılbır : Zincir, ince zincir Çırakman : Kandil altlığı Çıtır gavın : Kavun türü Çiğnemik : Yemek yemeğe alıştırmak için çocuklara verilen gıda Çon : Kalça Çökelez : Sincap (Hayvan) Dadı bezi : Ketenden yoğun pamuklu kalınca pantolonluk kumaş Dartı : (katık) Dartılı malay : (yemek türü) Dartılı keşkek : (yemek türü) Dayday : Yaşlı erkek Debeleş/ştimek : Orayı burayı karıştırmak Debildemek : Kımıldamak Debildek : Yerinde duramayan Dede mahrumu : Mirastan mahrum olmak Demet bağlamak : Buğday destelerini gemle bağlamak Deste : Biçilen 100 sap kadar buğdayın toplanmış hali Dıkım : Lokma; bi dıkım ekmek Dılbıran : Mantar türü Dımbıl : Küçük hamur parçası Dımbıl çorbası : (yemek türü) Dımdızakta galmak : Açıkta, çaresiz, bir başına kalmak Dımzıklı : Küçük benekli; dımzıklı yüzlü Dışabaşlı : Gözü başka erkek veya kadınlarda olan Dıvıl dıvıl : Unlu yemeklerin ağızda dağılır halde olması Diklembaç-beç : Çocukların çayırlarda takla atıp yuvarlanması Diklembeç-baç : Sopaların en ileriye atılmasıyla oynanan oyun Dipdip : Oyun türü Divemek : Söylemek, haber vermek Dombay : Manda Dombay eriği : Siyah renkli iri bir erik türü Domuz : Oyun türü Döp döp : Sözünü bilmeyen; O biraz döp döpdür Döpdölen : Düşüncesizce, arkasını düşünmeden konuşan Duncutmak : Kışkırtmak, ayartmak Durmak : Çalışılan, yaşanılan yer; O Ada’da duryo Duvak : Evlilik geleneği/Nikahın ertesi günü yapılan tören Düdük : Hamurlu yemek türü Düğünü bayramı olmak : Çok yaşlılar için; e artık unun düğünü bayramı Dünüllük : Evlilik geleneği/Kız isteme töreni Dünya kilimi : Kilim türü Dürü : Düğünde götürülen hediye Düzen : Kilim veya bez dokuma düzeneği Ebegümeci : Mancar türü Edvemek : Anlatıvermek; Fatma’blam edvedi Efeleklenmiş : Telaşlanmış Efelik : Mancar türü Elbab : İşini iyi bilen ve yapan Eli gulanda : Çok yakında, hemen hemen Elini yüzüne almak : Utanarak gitmek Elyüzli : Ayıp olmasın diye, kamuoyuna karşı; Elyüzli elime doluvedi Erişli çorba : Çorba türü Esker : Çivi Eskere geçirme : Askere gidenleri uğurlama Evecik : Aceleci; bizim Ali bıraz evecikdir Evikleme : Elle evirme (mısır) Evillik : Evlilik geleneği/1. ve 2. haftadaki ziyaret -tören Evlek : Tarlada 4-5 m genişliğinde bölüm Eza : Kibrit Fadine gavını : Kışlık kavun türü Farımak : Nefes nefese kalıp yorulmak Fendire : Üvendire Fıcık : Küçük Fıcık gına : Kına gecesinden bir önceki gece, Cuma gecesi Fındık mantarı : Mantar türü Fınfıklı gabak : Kabak tatlısı türü Fırdolu : Çepeçevre Fıskıl : Sivilce Fıydımak : Firlatmak; fiydıracam elindeki kağıdı Füner çıkamak : Yeni bir şey ortaya koymak Gaba gursak : Anlayışsız, geç anlayan Gabak kafalı : Kel, saçı olmayan Galdirek : Mancar türü Ganasır : Nasırlaşmış, doymuş, değişmez halde Ganat : Tuvalet, wc Ganat yanı : Evin tuvalet tarafı Ganı yanmak : Çok üzülmek; kazayı duyunca ganım yandı Ganırmak : Ağacın dalını zor kullanarak koparmak Gantar topu : Kavun türü Gaplamca : Kaplumbağa Gaplı gabak : Kabak tatlısı türü Gara börek : Unlu börek türü Gara helva : Unlu tatlı türü Dımbıl çorbası : (yemek türü) Garagulak : Mantar türü Gartlanbaz : Yaşlı ağaçların sertleşmesi hali, Garı azlı : Hanımın sözünden çıkmayan, kılıbık Gasıyazma : Hayvanlarda rastlanan bir hastalık Gavga etmek : Sözlü atışmak, lafla kavga Gavınnık : Kavun tarlası Gavil garar etmek : Kararlaştırmak Gavsalası çıkmak : Aşırı zayıflamak Gayasımak : Yemeğin zamanla bayatlayıp üstünün sertleşmesi hali Gaygana : Hamurlu bir yiyecek Gayınçı : Kayınbirader Gazicak : Kazımaya yarayan alet Gazicak mancarı : Mancar turu Geçinmek : Ruhunu teslim etmek Geçinivemek : Ruhunu teslim edivermek Gelgeç akıllı : Unutkan, dalgın kişi Gelin aması : Evlilik geleneği/Gelin alma töreni Gelin mantarı : Mantar türü Gelincik mancarı : Mancar türü Gelingadın : Gelincik (bir tür hayvan) Gem : Sabah erkenden buğdaydan yapılan bağlama ipi Gem yapmak : Gün doğmadan önce gem yapma işi Gemci : Kalın bezden yapılan bir tür mont (giysi) Gılalanmak : Kin tutmak, öfkelenmek Gıldırgıç : Hareketli, yerinde duramayan Gımbırgıç : Kıvırtarak yürüyen Gırçıllı : Alacalı Gırklık : Yünleri kesme makası Gırkmak : Koyunların yünlerini kesmek Gış : Kış Gış ortası : Zaman olarak şubat ayı Gıvırma : Kıvırma, yufka ve kabaktan yapılan bir tatlı türü Gıy kilimi : Kilim türü Gıylamak : Dışlamak Gızevli : Evlilik geleneği /Kız tarafının gençlerinin düğün gecesinde erkek tarafını ziyareti Gızını satmak : Kızını nişanlamak, sözlemek; Ali gızını satmış Gicik : Uyuz Gicikli : Uyuzlanmış kişi Gobuz : Çukur yer, büyük kulte Goca gına : Evlilik geleneği/Büyük kına Gocaba : Büyükbaba Gocaguş : Baykuş; Gocaguş ötdü Şükürü ölecek... Gocana : Babaanne Godoş : Kibirli, kendini beğenmiş Gokgorozlu : böbürlenen Golluk : Koru, küçük orman Goygun : Koyu Gonşu : Komşu Gonşula razı gelise : İzin alabilirsem Goplam : Bakımsız, sulantılık, ot-diken bürümüş yer Gorutma : Devlet ormanında çiftçinin koruduğu yer Goygun gelmek : Koyu, kavi, güçlü; davulun sesi uzaktan goygun gelir Göbek goyvamak : Şişmanlayıp göbeği belirgin hale gelmek Gözleme : Hamurdan bir yiyecek Grep : Kızların özel günlerde taktığı rengarenk başörtüsü Gulak : hamurlu bir yemek türü(kıymalı) Gulak : hamurlu bir yemek türü(ekşimikli) Gulak şapırdattımak : Duymazdan, anlamazdan gelmek; borcunu hatıllatdım, gulak şapırdatıvadı Gullep : Menteşe Gullu gabak : Gabak tatlısı türü Gulluk : Kuruluk, çardak. Gulu : Kulu, erkek hindi Gursak : Mide; namuslu adamdır, gursandan haram lokma geçmemişdir Gursaksız : Düşüncesiz Guşevin : Sakız yapılan karaçalı dikeni meyvesi Guşevin sakızı : Guşevinden yapılma sakız Guşkemik : Zayıf, narin kişi; o biraz guşkemik Guzu parası : Evlilik geleneği/Kız tarafı gençlerine verilen para Gücelen başladı.. : Nihayet başladı Gündönümü : Zaman olarak Aralık ortası Gününü yapmak : Razı etmek, gönlünü yapmak Güviy guyma : Evlilik geleneği/dini nikah Güviy kapamak : Evlilik geleneği/Dini nikah töreni Habarsız : Ansızın; habarsız gemeyn, evde bulamazsıyız sora Hacalla : Hacıaliler (köy adı) Hadırellezde : Zaman olarak mayıs başı Halat : Römork Haldırtı : Gürültü patırtı Hampırdamak : Acele davranmak Hapır hapır : Acele yapmak, hızlı davranmak Hapırdak : Acele iş gören Harman dövmek : Demet haldeki buğdayın saçılıp dövenle dövülmesi hali Has : İyi, değerli; Unna has insannadır Has diil : Kötü, çirkin, değersiz; boşver, o gız has diil Hasıl hasıl : Nefes nefese Hasıldak : Nefes nefese gelen kişi Haşıl haşıl : Kuru yaprakların çıkardığı ses Havrız : Beşikte dışkıların toplandığı alet Hayat : Eski evlerde salon Haydamak : Araç sürmek; Amet motoru iyi hadiyo Haydırhop : Ele avuca sığmayan, dengesiz Hayhaşam : Aşırı kalabalık Hayın : Katı, laf anlamaz Hayın : Art niyetli, kötülük düşünen kişi He ya. : Haklısın, öyle.. Hemdekin : Elbette anlamında Here : Küçük; Hasan, dayımın here ulanıdır(oğludur) Here gına : Evlilik geleneği/Küçük kına-Cuma akşamı Hışdımamak : Aldırmamak, ilgisizlik; o hışdımamış Hıyanet : Cimri Hızmatkar dutmak : Sezonluk sığırtmaç tutmak işi Hoca dutmak : Köye ramazanlık veya cumalık imam tutmak, Irmazan da geliyo, hoca dutmak ilazım.. Hoca durmak. : İmamın bir köyle anlaşması hali; Hatiba ... köye hoca durmuş Hon hon ağlamak : Buğuz ederek ağlamak Honuz honuz ağlamak : Uzun uzun, bağıra bağıra ağlamak Honoz : Kocaman Honoz kafalı : Kocaman kafalı Hop tüymek : Çok istemek, ısrarla istemek Hop tüyedik : Çok sevinirdik Horantı : Kalabalık Höcere . Ücra, kenar köşe Höngere gibi : Kocaman, iri kıyım Höre geçmek : Kıymete binmek; sankı çok höre geçtin Hörül hörül : Erkeklerin yüksek sesle konuşuyor olması hali Höşmelim : Bir peynir tatlısı Ihmaz : Ölmez de onmaz da İnsan içine çıkamak : Eğitip öğretip toplum içine çıkartmak Irhat lokumu : Türk lokumuna verilen isim Işıklık çalmak : Islık çalmak İvilti : Usulca; ıvılt di gan yüzüme davıldı İçim ırhat etmedi : Şüphem tam giderilemedi, mutmain olmadım anlamında İmeci-yimeci : İmece töreni İn here : En küçük; Reyhan, gızların in heresidir İn önce : Evvela İn sifta : İlk önce İngasdan : Mahsustan, özellikle İngascıkdan : Mahsuscuktan İpsiz : Hayırsız, lakap türü İşdonu : kilot, alt iç elbisesi İtla : İddia İtlaya girmek : Karşılıklı iddiaya tutuşmak İtlaya binmek : İşin iddiaya dönüşmesi İvik : Üveyik İyeşmek : Diğerinden beklemek, ona yıkılmak İyi kapı : Ekonomik ve sosyal durumu iyi aile İyi uşakdı emme : İyi insandı (kendinden küçüklerle ilgili) İzmit Akşamı : Pazar günü akşamı, cumadan sonra haftanın ikinci kutsal gecesi Kaktımak : Bir şeyi ittirmek Katılmak : Çocukların büyümesi; çocimiz katıldı atık Karaca eriği : Erik türü Kavak mantarı : Mantar türü Kecin : Mengelezden geçirilen ketenin odunsu küçük parçacıkları Kedi burun mantarı : Mantar türü Kefli : Ağzının kenarları tükürüklü, lakap türü Kel : Dişi hindi Kepleme : Eşarbın enseye bağlanmış halde bağlanması Keplemecik : Eşarbın kepleme halinde dışarıya çıkılması Kelik : Koyun yatırılan yerde ağaçtan araba-yatak türü Kertik : Yontulmuş ağaç Kesme çorba : Çorba türü Keten barmağı : Yolunan ketenin 20 cm çağında bağlanmış hali Keten yolmak : Haziran başlarında elle keten bitkisinin yolunması Keten çırpmak : Kurumuş ketenlerin harmanda yuğuya çarpılması işlemi Keten ıslamak : Tohumu çırpılmış bitkinin derede bekletilmesi işlemi Keten sermek : Sudan çıkarılan ketenin yola serilerek çiğnenmesi Keş : Kurutulmuş ekşimik (katık türü) Kıtık : Birbirine girmiş saç Kıtıklı : Saçları birbirine girmiş olan Kıntir : Cimri Kırtıl : Otlağa bırakılmış arazi, yerli hayvan Kıstıma : Bisküvi arasına lokum sıkıştırarak yapılan bir tür tatlı Kibrit davıtmak : Evlilik geleneği/Cemiyete davetiye olarak Kile : 2 teneke (35-40 kilogram) ağırlık ölçüsü Kirişlik : Çandılı evde raf, sergen Kişilik : Özel günlerde giyilen takım elbise Konkara : Toplantı, kongre Kök mantarı : Mantar türü Köpen : Çocuk bezi Kulte : Küçük çukur, çukurcuk Kulte oyunu : Oyun türü, çukura sokma oyunu Küçük arfe : Arifeden bir önceki gün Küçük gına : Kına gecesinden bir önceki akşam, Cuma akşamı Kühnümüş : Muşmula, armut gibi meyvelerin yumuşamış hali Küllü su : Çamaşır yıkamada kullanılan külden edinilme su Laf çakıştırdı : İmalı, ihsaslı konuşmak; inceden alaylı konuşmak Lafları bitmemek : Kafa denklik; Bi yere geldilemidi hiç lafları bitmez Langırdamak : Yüksek sesle lüzumsuz konuşmak Langırdak : Lüzumsuz konuşan, gürültü eden Limon gönüllü : Her gördüğüne gönül veren Lokum : Küçük ekmek türü/Cevizli de yapılır Lokum davıtmak : Evlilik geleneği/Cemiyete davetiye olarak Löngür : İri yarı kişi Lös lös : İri yarı kişinin yürüyüşü Mahna : Sebep, neden; hepsi mahna(ölü için) Mahna vemek : Kusur bulmak, aramak; ... çok mahma veri.. Mahrama : Havlu Malay : Mısır unundan yapılan yemek/sütlü ve dartılı Mancar : Yenilen otlrın genel adı Mancar gözlü : Yeşil gözlü kişi Mancar mayalı : Yaradılıştan dayanıksız, güçsüz kişi, narin Mani mani : Sık sık Mengelez : Ketenin liflerini ezmeye yarayan ahşap alet Met : Çelik-çomak Meyfat etmek : Vefat etmek; ...’nde Kazımaga meyfat etmiş Mezinne : Müezzinler (köy adı) Mılık : Yumuşak Mılkımış : Yumuşamış Mısmıl : Eli yüzü düzgün kişi Mısmılcana : İyicene Milk : Mülk, mirasla kalan arazi Misir açmaları : Zaman olarak eylül sonları Mozak : Meşe tohumu Moluk : Oyun türü Namazla : Seccade Naştapa : Maşrapa Niniş : Çok yaşlı nine Nodul : Üvendirenin ucundaki iz, fodul Oha demek : Mola vermek Orak eriği : Haziran ayında yenilen beyaz renkli erik türü Öğlenin karanlığı : Öğle saatlerinde aşırı ışıktan etrafın görünmemesi Öledir ya : Öyle olmalı Örnek çıkarmak : Elişi, oya, kilim gibi işlerde kopya çıkarmak Örsge : Rüzgar Örü : Otlak, mera Öte-beri : Pazarda satılan eşyalar Özelti : Tarla kenarlarında yağmur veya kaynak sularının aktığı derecik Özlü : Nazlı, kaprizli Özlü bide : Çok kaprisli; Fahri çok özlü bidedir Pahıl : İnatçı, ters mizaçlı Pala : İnce kesilmiş eskimiş kumaş Pala bezi : Eski elbiselerden yapılan bez Pala kilimi : Kilim türü Palaçor : Dağınık Palak : Eskimiş, köhnemiş Palize : Su, şeker ve nişastadan yapılan bir tür tatlı Palpal : Palak, eski psükü Pampillemek : İhtiyarlamak, çok yıpranmak, çökmek Patıldamak : Söylenmek Payırdamak : Hafif hafif söylenmek, sitem etmek Payırdak : Sürekli söylenen Pel pel bakmak : Şaşkın şaşkın bakmak Pelit : Palamut tohumu Pemkirmek : Çemkirmek Perçem : Çocukların alnına düşen saçları Perili : Sinirli, asabi tip Pesendetmek : Hayranlıkla karışık şaşkınlık Peşkir : Eski bezden veya dadı bezinden yapılma önlük Pettele : Düzgün yürüyemeyen, yampir yumpur yürüyen Pezi : Pazı(hamur) Pırtık : Lastik tekerleklerdeki iz Pısmış : Sinmiş Piske : Elle tutulan küçük parça; tuz, un, şeker vs. Pirinçli gabak : Kabak tatlısı türü Pürtül : Parça; bi pürtül şekeri çok gödüyünüz Püsküt davıtmak : Evlilik geleneği/Cemiyete davetiye olarak Püspüs : Ağır, yavaş, tembel kişi Pontul : Pantolon Pörtlek : İri ve çıkık gözlü Pösteke : Koyun yünlü derisi Puğ : Bohça Rahmet : Yağmur Sabahın garanninde : Sabah alacakaranlıkta Sahan : Tabak Sahan toplama : Evlilik geleneği/Düğün öncesi köyden sahan toplama Sakal goyvamak : Sakal bırakmak Sakat : Kabuk bağlamış yara Sakavı : Nezle, grip Salıngaç : Salıncak Sasık : tadı kaçmak yemek veya soluk benizli kadın Savışmak : İyileşmek(hastalık) Sayvan : Koyun keçi ahırı Sesetme : Sus, konuşma Sevte : İlk Sıpıtmak : Eline geçeni sağa sola fırlatmak; sıpıtdı Sıraman tüymek : Delikanlıların bayramlarda oynadığı oyun Sırtaşa : Sırtüstü Sırtını yıkamak : Bir kişinin banyo yapması, sırtımı yıkadım Sıvışta gel : Bir oyun türü Sibek : Beşikte çocukların işemesine yarayan alet Silkelemek : Masrafa sokmak, para harcatmak Sini : Sofra Sinsana : Evlilik Geleneği / Gelin alındığında oğlan evine haber vermek Sinsana beygiri gibi : Çok koşan kişi için Sinsana koşusu : Evlilik geleneği / Gelin alındığında oğlan evine haber verme koşusu Sirken mancarı : Mancar türü Sormuk : İçine üzüm veya şekerli ekmek koyulan, bebekler için bir tür emzik Söz : Evlilik geleneği/Söz kesme töreni Söz temsili : Mesela, örneğin Sudan geçinmek : Duş almak Suğukluk : Komposto Süstümek : Oraya buraya gönderip çile çektirmek, burnunu sürtmek Sütliyen : Mantar türü Sütlü gabak : Süt, şeker ve kabaktan yapılan bir tatlı türü Sütlü üzüm : Tatlı türü Sütlü malay : Süt ve mısır unundan yapılan bir tür tatlı Süzülük : Süzülmüş; beti benzi solmuş Şarata bakmak : Fırsat kollamak; zatte şarata bakıyo Şarpa : Eşarp Şaşgınnık : Problem; Allah’dan bi şaşgınnık omazsa geliriz Şavkı : Şevki Şeker gübre : Amanyum nitrat gübresi Şemerdecekle : Yeniden canlanmak (bitkiler için), yükselmek(insanlar için) Şeplek : Erik sakızından yapılan ip eğirmekte kullanılan yapışkan Şinik : Ölçü birimi (1/4 kile), yarım teneke Takıl : Eşya, giyim eşyası, pılı pırtı Takıl ama : Evlilik geleneği/Düğün öncesi eşya alma Takıldamak : Söylenmek; Takılda durusuyunuz Talavız : Ortalığı karıştıran, velveleye veren, Talazıdı : Ürktü Tam : Ahır Tamı kürümek : Hayvanların altlarını temizlemek Tapansıra : Büyükçe tabak Tarna çorbası : Çorba türü Tarıl turul : Kuru yeri sürerken çıkan sesler Tehnemek : Gözlemek, gözlemlemek; Adam tehniyo Temsil : Örneğin, misal Tentene : Dantel Tığteber : Bir şeyi olmamak, yoksulluk, Tığ teber şah meder Tırnana çıkmamak : Birisiyle mukayese edilirken diğerini zayıf-yetersiz bulmak Tırıl mırıl : Tarlayı hafifçe, yüzünden sürmek Tırıs tırıs : Ayağını yere sürüyerek yürümek Tırkız : Ahşaptan kapı tokmağı Tiltil mantarı : Mantar türü Tire çorabı : İnce, naylon çorabı Toka : Mancar türü Tokat : Sırık Tokmaklamak : Cenazede ağlarken kinayeli konuşmak Toplu gabak : Kabak tatlısı türü Töngel : Muşmula Töngel turşusu : (yemek türü) Töngemen : Toy, her şeyden habersiz Tunuç : Oyun türü Tüvmek : Olduğu yerde zıplamak Ulanbüyüden : Çorba türü Ular osun : Uğurlar olsun Un çalma çorbası : Çorba türü Uzun ot otlamak : Gizli ilişkide bulunmak (Evli kadınlar için) Uzun yola gitmek : Hacca, umreye gitmek Ülenin karanninde : Öğlenin karanlığında Üre : Süt ve darıdan yapılan tatlı türü Üstgıy : Sedirde başköşe, ocağın girişin karşısına gelen yanı, protokolde ön taraf; Vade : Ecel Vade gemiş : Vadesi dolmuş(ölü arkasından..) Vakitli : Mali durumları iyi aile Vırış gırış : Karışık kuruşuk Yabana gitmek : Uzağa gitmek Yaban armudu : Armut türü Yaban eriği : Erik türü Yakışi gelmek : Lafın yeri gelmek;lafın yalışi gelince ben de söyledim Yalıngıç : Kıvrak, hareketli Yançık : Dokuma bezden dikilme çanta Yarım dünya : Kilim türü Yastaç : Ağaçtan yapılma sofra Yavıklık : Evlilik geleneği/erkek tarafının çeyiz alma töreni Yavız : İyi, has insan Yaynıtmak : Yerinden çıkartmak, yer değiştirtmek Yazucu : zaman olarak Yazzık, yazlık : Eski evlerde misafir odası Yeldirmek : Çaktırmadan eziyet etmek Yemen : Ayakkabı (daha çok lastik) Yeni dünya : Kilim türü Yeşilli : Kilim türü Yevtin-yeftin : Hafif, (erkekler için) hoppa, hareketli Yıvın : Yığın, harmanda demetlerden oluşan yığın Yıkık dimen : Misafirlikte üç günden fazla kalan kimse Yılar parası : Evlilik geleneği/Kız tarafına verien para Yokdan çıkamak : Yoktan var etmek; yoktan çıkadık Yolcu : Çerçi, satıcı;hadi yolcu geldi gidiyo Yorgansız : İpsiz sapsız, yattığı gezdiği yer belli olmayan, lakap tr Yuka böri : Yufkadan yapılma börek Yuka datlısı : Yufka, ceviz ve şekerden yapılan bir tür tatlı Yünleri gırkmak : Koyunların yünlerini gırklıkla kesmek Yüklük : Eski evlerde gardrop Yüzük : Oyun türü Zayıflıktan gavsalası çıkmak : Çok zayıf olmak, avurtlarının içeriye göçmesi hali Zebellah : İriyarı Zından gibi : Simsiyah, karanlık, çok esmerlere söylenir Zivil zivil : Bir şeyin yoğun ve hareketli hali Zivlom : İnce uzun, dal gibi Zollu : Has, iyi, güzel; zollu ev Zongur : Uzun boylu adam, iri yarı adam Zöv zöv : Gereksiz ve kaba konuşma |
*: Araştırmacı-Yazar, Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı. |
KAYNAK KİŞİLER: 1) İsmail ALTAY, 1936 Kaynarca Kızılcaali doğumlu, ilkokul muzunu, esnaf, evli - 4 çocuk babası, Adapazarı’nda oturmaktadır. 2) Faize USTA,1938 Kaynarca Mehter doğumlu, ilkokul mezunu, çiftçi, evli - 4 çocuk annesi, halen MehterKöyü’nde oturmaktadır. 3) Nadir GÜREL, 1957 Kaynarca Kızılcaali doğumlu, yüksek okul muzunu, öğretmen, evli - 3 çocuk babası, Adapazarı’nda oturmaktadır. 4) Şerifnaz TUNCA, 1965 Kaynarca Güven doğumlu, ortaokul mezunu, ev hanımı, evli - 2 çocuk annesi, halen İzmit Gültepe Mahallesi’nde oturmaktadır. 5) Ramis MEMİŞ, 1948 Kaynarca Sarıbeyli doğumlu, yüksek okul muzunu, emekli öğretmen, evli - 2 çocuk babası, halen Kaynarca’da oturmaktadır. 6) Mahmure ERDOĞAN, 1933 Kaynarca doğumlu, okur-yazar, çiftçi, dört çocuk annesi, Müezzinlerde oturmaktadır. 7) Rafiye TUNA, 1940 Kaynarca doğumlu, okur-yazar, dört çocuk annesi, halen Okçularda oturmaktadır. 8) Arif TUNA, 1939 Kaynarca Okçular doğumlu, ilk okul mezunu, çiftçi, 2 çocuk babası, halen Okçularda oturmaktadır. 9) Kadir TUNCA, 1963 Kaynarca doğumlu, lise mezunu, İzmit B.Ş. Belediyesinde işçi, 2 çocuk babası, halen İzmit Gültepe Mahallesi’nde oturmaktadır. 10) Özkul ASLANALP, 1956 Kaynarca İlçesi Balcılar Köyü doğumlu. Arifiye Öğretmen Lisesi mezunu. Emekli öğretmen. Halen Kaynarcada oturuyor. 11) Mustafa ERDOĞAN, 1963 Kaynarca Hamzalar Köyü doğumlu, sınıf öğretmeni, evli 3 çocuk babsı, halen Adapazarı Beşköprüde oturuyor. |